|
Orhan Naldemirci
|
 |
« : Mart 19, 2008, 12:20:16 ÖÖ » |
|
Zekâtın verileceği yerler, 8 sınıf olup şu âyet-i kerîmede açıklanmaktadır: "Zekâtlar, Allah tarafından farz kılınmış olarak yalnız fakirler, miskinler, zekât toplama işinde çalışanlar, kalbleri İslâm'a ısındırılmak istenenler, köleler, borçlular, Allah yolunda bulunanlarla, yolcuların (hakkı) dır. Allah Alîmdir, hikmet sâhibidir." (et-Tevbe, 60). Bu âyet-i kerîmede ifade edilen zekât almaya hak kazanan sınıfları teker teker görelim:
1 - Fakirler: Nisâba mâlik olmayan kimselerdir. Bir kimsenin evi olsa bile nisab miktarında bir para ve mala sâhib değilse, o kimse fakir sayılır. Çünkü ev, aslî ihtiyaçlardandır. Ev sâhibi olmak, nisaba mâlik olmadıkça onu fakirlikten çıkarmaz. Nisâba mâlik olmakla beraber, sâhip olduğu mal ihtiyacını karşılamayan kimse de fakir sayılır.
2 - Miskinler: Hiçbir şey'i bulunmayan, değil nisab miktarına sâhip olmak, yiyecek, giyecek gibi aslî ihtiyaçlarını bile kendisi te'min etmekten uzak bulunan yoksul kimselerdir.
3 - Zekât toplama işinde çalışanlar: Devletin kendilerini zekât ve öşür toplamak ve bunlarla ilgili vazifelerde çalışmak üzere görevlendirdiği kimselerdir. Bu zekât memurlarına, fakir oldukları için değil de, bu işlerde çalıştıkları için zekât caiz görülmüştür. Bu hisse, onlara bir ücrettir. Zekât memurları zengin olsalar bile, çalıştıklarına karşılık zekâttan his alırlar.
4 - Müellefe-i kulûb: Kendisine zekât verilmek suretiyle, kalbleri İslâm'a karşı yumuşatılmak, zararsız hâle getirilmek veya dinde sebat ettirilmek istenen kimselerdir. Müslümanların sayılarının az, güçlerinin zayıf olduğu ilk zamanlarda bu sınıf, müslümanlığın yayılmasında, müşriklerin zararsız hâle getirilmesinde ve zayıf îmanlı yeni müslümanların îmanda sebatlarının artırılmasında bir vasıta olarak kullanılmış ve büyük faydalar sağlanmıştır. Hz. Ömer henüz halife olmadan önce, Hz. Ebu Bekir (R.A.) zamanında artık ihtiyaç kalmadığı ve müslümanların kuvvetlendiği gerekçesi ile bu sınıfa zekât verilmesini reddetmiş; Hz. Ebu Bekir ve diğer şûra üyeleri de, bu görüşe katılmışlardır. Hanefîler buna dayanarak artık müellefe-i kulûb sınıfının tamamen ortadan kalktığı görüşüne varmışlardır. Ulemadan ve mezheb imamlarından, müellefe-i kulûbün tamamen ortadan kalkmadığını, zaman ve zemine göre, bu müessesenin İslâm'ın lehine olarak yeniden işletilebileceğini söyleyenler de vardır.
5 - Köleler: Bundan kasıt, efendisi ile bir bedel karşılığında âzâd edilmek üzere anlaşma yapmış köle ve cariyelerdir. Bu gibi kölelerin zekât verilecek yerler arasında zikredilmesi, İslâm dîninin insan hürriyetine verdiği değeri aksettirmesi bakımından büyük önem taşır. Kölelere zekâttan hisse ayrılması gösteriyor ki, İslâmiyet kölelik müessesesini korumak ve devam ettirmek istememekte, bil'akis her vasıta ve vesile ile insanları hürriyetlerine kavuşturmayı hedef almış bulunmaktadır. Günümüzde bu müessese de tamamen ortadan kalkmıştır.
6 - Borçlular: Zekât verilecek yerlerin altıncısı borçlular sınıfıdır. Bundan maksad, borcu olup da o borcu ödeyemeyen veya ödese bile arta kalan parası nisab miktarını bulmayan kimselerdir. Borçlu kimseye zekât vermek, borcu olmayan fakire vermekten efdal görülmüştür.
7 - Allah yolunda olanlar: Zekâtın verileceği yerlerin yedincisi de, Allah yolunda olanlar sınıfıdır. İmam-ı A'zam ve Ebû Yûsuf'a göre bu sınıf Allah yolunda cihâd eden mücahidlerin fakir olanlarına şamildir. Zekât, zengin olan mücahidlere verilmez. İmam-ı Muhammed ise, Allah yolunda olanlar sınıfının, hac yolunda fakir düşen hacılar olduğu görüşündedir. Allah yolunda olanlar sınıfının gazilere ve hacılara hasredilmiyeceği, Allah için yapılan bütün çalışma ve faaliyetlerin; ve bu çalışma ve faaliyette bulunan kimselerin bu sınıf şümûlüne gireceğini söyleyenler de vardır.
8 - Yolcular: Bunlar, memleketlerinde zengin oldukları halde, yolculukları esnasında fakir düşen kimselerdir. Bu kimselere de zekât verilir.
|